Sistemik Psikoterapiye Göre Eğitim Sürecinin ve Karnenin Değerlendirilmesi Özel

eğitim

 

Eğitim programları ve uygulamalarıyla ilgili tartışmaların varlığını görmezden gelmeden, konuya açıklık getirmek açısından okulun ne olduğunu veya ne olabileceğine ilişkin kısa bir açıklama yapmakta yarar olabilir. Okul çocuğun psikolojik, sosyal, bedensel ve zihinsel  gelişim ödevlerinden bazılarını  geliştirme fırsatlarının sunulduğu bir alandır.

Bu alanın, çocuğun gelişimi için gerekli olduğu ve gelişimine katkı sağlayacağı ön görülmektedir. Okul göründüğü şekliyle, öğrenciler, öğretmenler, idareciler, bina  ve malzemelerden oluşan bir yapı değildir. İçinde, eğitim felsefesi, eğitim programları, eğitim uygulamaları, toplumun ihtiyaçları, ailenin aktarımları ve beklentileri ve kültürün etkilerinin de olduğu bir çok bileşenden oluşan bir sistemdir. Bu sistemin en görünür hali çevrede gördüğümüz okullardır ancak unutulmamalıdır ki bu bir sistemdir. Bu sistem içinde çocuk gelişim süreçlerini gerçekleştirmeye yönelik çaba göstermektedir.

Öğrenciden okul ortamında beklenen başarı, bir çok nedene bağlı olarak değişmektedir. Çocuğun psikolojik, zihinsel ve bedensel gelişimi, sosyalleşme becerileri, öğrenmeye karşı olan motivasyonu; okul ortamının ihtiyacı karşılayabilirliği ve düzeni,  okul yöneticilerinin tutum ve davranışları, öğretmenlerin mesleki ve iletişim becerileri mesleki doyum düzeyi; anne-babanın ebeveyn rolleri,  eşler arası uyum ve aile içi etkileşim durumu,  ebeveynlerin öğrenciden beklentileri ve çocuğun psikososyal ihtiyaçlarını karşılayabilme düzeyi gibi pek çok nedene bağlı  olarak öğrencinin okul başarısı değişiklikler gösterebilir. Bu koşullara bağlı olarak öğrencilerin bazıları beklenilen düzeyde başarısı gösterirken bazıları da yaşına göre beklenen düzeyin altında başarı göstermektedir. Beklenilen düzey konusuna dikkat çekmekte yarar görülmektedir. Zira aynı not  eğitimci ve aileler açısından kişiye göre farklı olarak değerlendirilmektedir.  Örneğin, yüz üzerinden 60 notu, bazı eğitimci ve ailelere  göre yeterli görülürken bazılarına göre düşük olarak değerlendirilebilir.  Aile ve eğitimcilerin beklentilerine göre çocukların aldıkları not farklı olarak değerlendirilmektedir. Aynı notu alan iki öğrenciden biri evde memnuniyetle karşılanırken diğerinin hoşnutsuz yada cezalandırıcı bir tutumla karşılandığı olabilir. Bu bağlamda, eğitimci ve ebeveyn olarak kişisel beklentilerimizin ve kendi bakış açımızın, farkında olmanın çocuklar açısından yarar sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Aile ve eğitimcilere göre, beklenilen düzeyin altında okul başarısı gösteren çocukların bazılarının, karnelerini aldıklarında veya eğitim-öğretim döneminin sonları yaklaştığında  kaygı ve korku yaşamaya başladıkları gözlenmektedir. Yaşanılan korku ve kaygının esaslı nedeni, karnedeki notlardan  daha çok anne-babanın öğrencinin endişe ve korku yaşamasına yol açacak davranışsal  tepkileridir. Anne-babalar okul başarısızlığına bağlı kaygıyı gidermek yerine öğrenciye iyi gelmeyecek istismar boyutunda davranışlar gösterdiğinde, öğrenci kaygı ve korku duygularını daha yoğun yaşayacaktır.

Eğitim süreci bir sistemdir, çocuk bu sistem içinde var olmaya çalışır.  Dolayısıyla öğrenciden beklenen başarının yada istenmeyen düşük başarının ortakları  vardır. Anne-baba, öğretmenler, idareciler, çocuğun üzerinde yetki ve sorumluluk sahibi diğer kişiler, eğitim felsefesi programı ve uygulamaları, kültür bu durumun ortaklarındandır.  Eğitimde başarı yada düşük düzeyde başarı,  bir etkileşimin,  işbirliğinin yani bir sistemin ürünüdür.  Başka bir deyişle öğrencinin dönem sonunda almış olduğu karnedeki notlar, sistemin notlarıdır. Karnede öğrencinin adı yazmaktadır şahsına düzenlenmiştir ancak sonuçlar çocuğun içinde bulunduğu sisteme göre oluşmaktadır.  Sistemin hangi aktörü olduğumuza bağlı olarak, her birimizin karne notlarına göre kendi özeleştirisini  yapmasının ve sonuca olan etkisinin muhakemesini yapmasının yerinde olduğu düşünülmektedir. 

Yorum eklemek için giriş yapın

Bu kategoriden diğerleri: